
Dr. Yusuf YALNIZ
Türkiye’nin belediyecilik anlayışında toplumun ihtiyaçlarına odaklanan, katılımcılığı ve şeffaflığı ön planda tutan bir yaklaşım olan toplumcu belediyecilik, özellikle 1970-1980 arasında önemli bir gelişim süreci yaşamıştır. Bu dönemde Türkiye’deki birçok belediye, toplumun sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına yönelik çeşitli projeler geliştirmiş ve uygulamıştır.
Toplumcu belediyeciliğin Türkiye’deki örneklerinden biri, İstanbul Belediyesi’nin 1977 yılında başlattığı “Sosyal Ağ ve Toplum Hizmetleri Projesi”dir. Bu proje kapsamında belediye, şehrin farklı bölgelerinde sosyal hizmet merkezleri kurmuş ve burada eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda hizmetler sunarak toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştır. Proje, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek sosyal bir dayanışma ve işbirliği ortamı oluşturmayı hedeflemiş ve başarılı bir şekilde uygulanmıştır.
1973-1977 dönemi İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsfan, toplumcu belediyeciliğe ilişkin çok önemli uygulamalar hayata geçirmiştir. Bunlara; “Halk Ekmek, Kent Meydanları, Hilton Otelinin Ruhsatlandırılma Süreçlerine Karşı Çıkması Tavrı, Tanzim Satışlar, Halkın Belediye Yönetimine Katılımı” gibi birçok örnek gösterilebilir.
1977-1980 dönemi Ankara Belediyesi Başkanı Ali Dinçer tarafından toplumcu belediyeciliğin en iyi örnekleri sergilenmiştir. 1977 dönemi hükümeti Adalet Partisi tarafından belediyelere uygulanan ekonomik amborgoyu delmek için halkla birlikte hareket etmiş ve belediye otobüslerini tanzim satış mağazalarına dönüştürerek halkın gıdaya ulaşımını sağlamıştır. Diğer yaptığı çalışmalara örnek; “Halk Ekmek, Tahsisli Yollar” gösterilebilir.
Bir diğer örnek ise Ankara Belediyesi’nin 1980 yılında hayata geçirdiği “Kent Kültürü Projesi”dir. Bu proje kapsamında belediye, şehirdeki kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemiş, sanat ve kültür alanında destek ve teşvikler sağlamıştır. Projede toplumun her kesiminden insanların katılımı ve desteği sağlanmış, şehirde kültürel bir canlılık ve etkileşim ortamı oluşturulmuştur.
Bunların yanı sıra, Diyarbakır Belediyesi’nin 1975 yılında başlattığı “Kadın Emeği Değerlendirme Projesi” de önemli bir toplumcu belediyecilik örneğidir. Bu proje kapsamında belediye, kentteki kadınların ekonomik ve sosyal yönden güçlenmelerini sağlayacak çeşitli kurslar ve atölye çalışmaları düzenlemiş, kadınların istihdam edilebilirliklerini artırmaya yönelik çalışmalar yapmıştır. Proje, kadınların toplumsal yaşama daha aktif ve etkin katılımlarını sağlamış ve kentteki sosyal dengeleri olumlu yönde etkilemiştir.
Toplumcu belediyeciliğin Türkiye’deki önemli örneklerinden bir diğeri de Mersin Belediyesi’nin 1982 yılında başlattığı “Çocuk Dostu Kent Projesi”dir. Bu proje kapsamında belediye, kentte yaşayan çocukların hakları ve ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli parklar, oyun alanları ve eğitim merkezleri oluşturmuş, çocukların sosyal ve kültürel gelişimlerini desteklemiştir. Proje, çocukların kentte daha güvenli ve sağlıklı bir yaşam sürmelerine olanak sağlamış ve toplumda çocukların haklarına verilen önemi artırmıştır.
Türkiye’deki toplumcu belediyecilik uygulamalarının başarılı olabilmesinde, belediyelerin sadece hizmet sunan birer kurum olmaktan öte, toplumun ihtiyaçlarına duyarlı, katılımcı ve şeffaf bir şekilde çalışmalar yürüten birer aktör olarak hareket etmeleri önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda belediyelerin, sivil toplum kuruluşları, yerel halk ve diğer paydaşlarla sürekli iletişim halinde olmaları, ihtiyaç analizleri yaparak projeler geliştirmeleri, kaynakları etkin ve adil bir şekilde dağıtmaları ve projelerin izlenip değerlendirilmesi süreçlerine katılımlarını sağlamaları gerekmektedir.
Türkiye’deki toplumcu belediyecilik örnekleri, 1970-1980 arasında yaşanan gelişim süreciyle birlikte önemli başarılar elde etmiş ve toplumun sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına daha duyarlı ve etkili bir şekilde cevap vermeye başlamıştır. Ancak bu başarıların sadece belirli dönemlerde değil, sürekli ve sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi gerekmekte ve belediyelerin toplumla işbirliği içinde hareket etmeleri ve toplumun katılımını sağlamaları önem arz etmektedir.